İnfertilitede yapılan duygusal desteklerde bu tedaviye başvuranların bile hiç farkına
varmadukları bir durumla karşılaştıklarına birlikte şahit olduk: Yas.
Yas, yakın kaybına karşı hissedilen derin üzüntü demektir. Tüp bebek tedavisi sebebiyle
destek verdiğimiz Beren, süreçte, aldığı EFT desteğinin nasıl işlediğini hikayesinde çok
güzel anlatıyor. Buyrun onun kaleminden dinleyelim.
“Sağlık problemlerimin,bana vermiş olduğu ağırlıkla kendim başa çıkamayarak daha nice
ağır gelen üstümde taşımış olduğum yüklerden , başımın, omuzlarımın, bedenimin
hafiflemesinin verdiği huzurla tanıştım EFT ‘yle.
Evet EFT benim için kendi iç dünyam ve bedenimle tanışma terapisi oldu.Tek tek
organlarımın,öfkemin, üzüntümün, duygusal karmaşıklıklarımın karşıma geçip tıpkı bir
arkadaşımla dertleşircesine bir yüzleşmesi oldu benim için.
Hayata daha geldiğimizde, beklentimizi hep bugünkü yaşantımızın üstünde tutmaya
programlanarak mı geliyoruz? Aslında yaşadığım hayatımın varolduğu haliyle Allah’ın bana
nasip ettiği kadar nimetlerle yetinmenin beni mutlu ettiğini farketmemle tanışmış oldum
EFT’yle.
Beynimin içine bir arı kovanı kaçmışcasına sürekli vızıldayıp duran sesleri durup dinleyince
ve bu sesleri birbirinden ayırınca anlamlarını, söylemek istediklerini anlamaya çalışıp, sesli
bir şekilde ifade edip belkide itiraf edip rahatlamanın hazzıydı bu yaşadığım. Uzun zamandır
aslında kendime yapabileceğim en büyük iyilikmiş terapi almak.
Hayatımdaki bütün sevdiklerime, aileme rağmen öncelikli sıraya kendimi koymak.
Kendimden başka herkesten özür dileyebilmek, sevdiğini söyleye bilirken bunu aslında önce
kendime yapmam özür dileyebilmem,sevdiğimi söylemem ve hatta önce kendimi affetmem,
bedenime ve ruhuma çok iyi geldi.
Beren’in yaşadığı iki farklı yaşam varmış da, ikisi içinde sürekli farklı kimliklere bürünmek
için çırpınıp dururmuşcasına yaşadığımı farkettim. Ve asıl varolan Beren’i önce kendim
farkına varıp insanlara sadece olanı sunmaya başladım.
Meğer insanın sohbet edebilmesi, dertleşebilmesi için sadece eşine, arkadaşlarına,
ailesine ihtiyacı yokmuş. İçinde ve heran yanında, üstelik aramadan, randevulaşmadan
konuşabileceği, ağlayabilceği, şükredebileceği bir Rabbi varmış. Bunun için özel bir hazırlığa,
hazırolmaya, birisinin elinden tutmasına ihtiyacı yokmuş. Rabbi hep içindeymiş yeterki
konuş ve duy!
Sağlık Rabbinin kuluna verdiği en büyük nimet. Ona iyi davranmalı, güzel
kullanmalıymış. Kişi kendini duymalı, dertlerini dinlemeli ve rahatlatmalı. Bilmeliymişki
insaoğlu aciz bir kul sadece, Allah’ın yaratmış olduğu basit bir varlık. Muhakkak her
sıkıntıyı işiten, yetişen bir Rabbe sahibiz. Bizim dışımızda gelişen bazı durumlara aciz bir
kul olarak gücümüz yetmeyebilirmiş, teslim olmalıymış ve dua etmeliymiş insan. Yaşanan
her sıkıntının çözümü bizde değil Rab’deymiş. Ölüm bu dünya sahnesinden perdenin
arkasına geçişmiş, ölüm değil aslında, dirilişmiş. Aslında kısıtlı olanın özgürleşmesiymiş bir
kavuşmaymış, bir hasretin yıllar sonra son bulması seni var edenle senin varoluşuna sebep
olan annenle, babanla da bir tanışmaymış.
Ve şimdi ben diyorum ki şanslı kulları vardır Allah’ın bende onlarda birisiyim iyiki EFT’le
tanışmış hayat dolabımı temizleyip yenilerine yer açabilmişim.
Emeğiniz için teşekkürler…”